Eğer Otonom Araçlar Güvenliyse Bu Tereddüt Neden?

Bu yazı 9 Ocak 2017 tarihinde Megan Ray Nichols‘un The Society Pages sitesinde yayınlanan “If Autonomous Cars Are Safe, What Makes Doubt Remain?” yazısının Türkçe çevirisidir.

Yazının aslına ulaşmak isterseniz: https://thesocietypages.org/cyborgology/2017/01/09/if-autonomous-cars-are-safe-what-makes-doubt-remain/

Görsel 

Çeviri: Kaan Bodur

 

Eğer teknolojik gelişmeleri takip ediyorsanız, muhtemelen sürücüsüz araçların yollarda boy gösterdiği haberlerine rast gelmişsinizdir. Uber, Google, Tesla, Nissan ve daha birçok büyük firmanın sürücüsüz araç geliştirmeye girişmelerine rağmen kamuoyu bu konuda tereddütler taşımaya devam ediyor. Birçok insanın sahip olduğu bu tereddütler dayanaksız da sayılmaz. İstihdam sorunundan güvenlik endişelerine kadar, bir çok insan sürücüsüz araçların gerçekten de doğru seçenek olup olmadığını merak ediyor.

Otomobillerin icadı ile birlikte kazaların da ortaya çıkması kaçınılmaz oldu. Ford Model T‘nin Amerikan otoyollarını fethinden kısa bir süre sonra kazalar neredeyse yılda 20.000’i buldu ve o zamandan beri binler seviyelerinde seyretti. Sürücülerin dikkatlerinin dağıldığı anlarda kazaların meydana gelmesi kaçınılmaz oluyor. Teknoloji şirketlerine göre, direksiyonu bir bilgisayara devretmek bahsi geçen miktardaki yıllık ölümlerin nihayet azalmasını sağlayabilir… Aslında bu şirketler bile sürücüsüz araçların ölümleri tamamen ortadan kaldıracağını iddia etmiyor. Hatalar, insan kontrolde iken de bilgisayar kontrolde iken de ortaya çıkabilir. Fakat beklenmedik senaryolarda otonom araçların nasıl tepki vereceğini merak etmek de anlaşılır bir durum.

Buradaki problem şu; direksiyon başında kaza ile burun buruna geldiğiniz ve önlem almanız gereken bir durumda hemen bir tepki verirsiniz. Eğer tamamen otonom bir aracın içerisindeyseniz, bu kararı verecek olan ise aracın kendisidir. Önsezi gerektiren bir karar… Bu da sürücüsüz araçları kuşatan etik bir ikileme yol açıyor. Arabalar yakın zamanda, “Tren İkilemi” olarak da bilinen, masum bir şekilde kenarda duran ve olayla ilgisi olmayan bir kişiye çarpmayı seçerek araçta bulunan çok sayıdaki yolcunun hayatını kurtarmayı, yani çoğunluğu kurtarmak uğruna azınlığı feda etme  yoluna gitmeyi seçebilir.

Otonom araçlar aynı zamanda “Kazanın sorumlusu kimdir?” sorusunu da doğuruyor. Bir şeyler ters gittiğinde bunun sorumlusu aracın sahibi mi yoksa üreticisi midir? Bu sorunun cevabı otomasyon seviyesine göre farklılık gösterecektir. The National Highway Traffic Safety Administration yakın zamanda her bir sürücüsüz aracın bağlı olduğu bir standartlar silsilesi yayınladı. Bu kurallar ve düzenlemeler aracın otonom sürüş sistem skalasında hangi aralığa düştüğüne göre farklılık gösteriyor. Bu skalada Level O insanların tamamen kontrolü elinde bulundurduğu, Level 5 ise en uç durumlarda bile aracın tamamen kontrolü ele aldığı anlamına geliyor.

Bugün kullandığımız araçların çoğunda bulunan Hız Sabitleyici ve Hidrolik Direksiyon gibi minimal düzeydeki otonom özellikler Level 1 ve Level 2 seviyeleri olarak değerlendiriliyor. Bu seviyelerde sürücüler hala araç fonksiyonlarının çoğunluğundan sorumlu durumda. Ancak, yeni sürücüsüz araçlar Level 3 ya da Level 4 olarak geliştiriliyor. Ne yazık ki çoğu insan Level 1 ve Level 2 seviyesinde olan araçlarını Level 3 ve Level 4 gibi kullanıyor. Direksiyon başında yolu umursamadan ilerleyen sürücüleri gözlemlemek için sadece YouTube’a girmeniz yeterli.

İnsanlar sürücü olarak mükemmel değil. Programcı ve mühendisler de öyle… Sürüş gibi karmaşık bir şeyi otomatik hale getirmek hiçbir zaman mükemmel olmayacak.  Sürücüsüz araçlar için etik ve hesap verebilirlik senaryolarının ele alınması, teknolojik gelişimin hızına ayak uydurmalıdır. Güvenliğimizi henüz daha arıza çıkarmadan çalışabilen cep telefonları, uygulamalar ve programlar yapmakta zorlanan şirketlerin eline vermeye hazır mıyız? Bu kadar çekince varken, belki de hiç piyasaya çıkmasalar daha iyi olur. Fakat bunun da gerçekçi olmadığını biliyoruz.

Yine de birçok insan sürücüsüz araçların faydası konusunda şüphelere sahip. Yetkinin bilgisayardan insana “transfer” süreci  tehlikeli birkaç saniye anlamına gelebilir. 90 km/h hızla giderken aracınız size bir şeylerin yolunda gitmediğine dair bir uyarı verdiğinde ne kadarlık bir sürede direksiyonun kontrolünü alabilirsiniz? Son cümleyi okurken tepkiyi düşündünüz mü? İşte o anda çok değerli saniyeleri kaybettiniz. Bunu sürüş sırasında yaparsanız, sorun daha da büyür. Bunun çok büyük bir problem olmadığını düşünebilirsiniz ama unutmayın, bu hızdayken bir futbol sahasını boydan boya geçmek 4.6 saniye sürecektir.  Normal bir araçta, direksiyon başında iken tepkiniz anlık olurdu. Bunun, otonom araçlardan vazgeçilmesine yol açabileceğini düşünüyor olabilirsiniz ama bu aslında daha gelişmiş Seviye 5 otomobiller için bir baskı oluşturacaktır.

Çoğu Amerikalı direksiyonu algoritmaların eline bırakma fikrine ısınmış olsa da, önemli bir bölümünün hala bu fikre direnmek için güzel sebepleri var. Ekmeğini araba sürerek kazanan taksici, kamyoncu gibi insanlar  bu gelişmelerin işlerini kaybetmek anlamına gelmesinden korkuyor. Taksi ve Uber Şoförleri eğer gerçekten otonom araçlar yaygınlaşırsa işsiz kalmaktan korkuyorlar. Uber çoktan kendi sürücüsüz filolarını diğer şehirlere yaymaya başladı bile. İşsizliğin, taksi ve kamyon sürücüleri için talihsiz bir gerçek haline gelmesi artık an meselesi.

İşin özü, insanlar mükemmel değildir. Buradaki ironi ise, bazılarını insanlar tarafından programlanan otonom araçların 100% oranında düzgün çalışacağını düşünmeleri. Her zaman bir hata payı olacaktır. Etik ikilemler ve istihdam sorunlarını da düşündüğümüzde, ilerlemek istediğimiz gelecek gerçekten de bu mu?

 

 


Also published on Medium.

Paylaş
Kaan Bodur Hakkında 15 Yazı
Mühendis. Mekatronik yüksek lisans ve Sosyoloji lisans öğrenimine devam etmektedir.

İlk yorum yapan siz olun.

Bir Cevap Yazın