Bosman Kanunları

Bosman davası”,  Avrupa Adalet Divanı tarafından 1995 yılında verilmiş olan yasal bir kararın mahkeme sürecidir.  “Bosman Kanunları” ise adını, 1964 doğumlu Belçikalı futbolcu olan Jean Marc Bosman’dan almıştır; çünkü bu kanun, onun vermiş olduğu yasal mücadele neticesinde çıkarılmış olan kurallardan oluşur. Çok üst düzey bir futbolcu olmaması sebebi ile kendisi, futbol alanında olan yetenekleri ile değil; futbol alanında dönemin en büyük sorunlarından olan transfer bedeli sorununu yargı önüne taşıması ve bu sorunu, vermiş olduğu hukuk mücadelesi neticesinde çözmesi ile tanınır.

Jean Marc Bosman, Belçika 1. Ligi kulübü RFC Liege oyuncusuydu. 1990 yılında RFC Liege ile olan kontratı sona ermiş ve RFC Liege, kendisine önerdiği yeni sözleşmede, biten sözleşmelerinde vermiş oldukları miktarın %60 daha azına anlaşmayı önermişti. Bu ücret, o dönemde federasyonca belirlenmiş asgari yıllık ücret olan 750 Euro’ydu.  Bu miktarı çok düşük bulan Bosman, başka kulüpler ile anlaşmak için arayış içine girmişti. Ancak önünde bonservis sorunu gibi büyük bir engel bulunmaktaydı. Ayrıca bunun dışındaki en önemli engellerden biri de yabancı oyuncu engeliydi.

Yabancı oyuncu engelindeki sorun; Avrupa Birliği ülkelerinde her oyuncu kendi ülkesinde sınırlamalara takılmadan futbol oynayabilirken, Avrupa Birliği’ne üye olan herhangi bir ülkede yasal izinler alınmış olsa bile, oyuncu olarak gidildiğinde belirli kısıtlamalara maruz kalınmasıydı. Kontenjan sistemi, pek çok ulusal ligde ve UEFA’nın kulüp müsabakalarında da yer almaktaydı.  Sadece sınırlı sayıda yabancı oyuncunun maçlarda yer alabilmesine izin verilmekteydi. Örneğin; UEFA kriterlerine göre kulüp müsabakalarında yalnızca 3 yabancı oyuncu (+2 devşirme yabancı oyuncu) bir takımın sahadaki kadrosunda yer alabilirdi. Her ülke 36 sayı sınırlamaları koymuştu ve bu sınırlara katı bir şekilde uyulmaktaydı.

O dönemdeki transfer uygulamasına göre ise bir futbolcunun bir kulüpten başka bir kulübe transfer olabilmesi için iki kulübün anlaşması gerekirdi ve bu anlaşma genellikle transfer ücretinde ortak bir noktaya varılabilirse sağlanırdı. Dolayısıyla bir oyuncunun kontratı bitmişse, hatta oyuncu başka bir kulüp ile anlaşmış olsa bile istenilen transfer ücreti yeni kulüp tarafından ödenmediği takdirde oyuncunun transferine izin verilmiyordu. Böylece futbol kulüpleri oyuncular üzerinde etkin bir işveren kontrolü sağlayabiliyor; ancak işçi konumunda olan futbolcular serbestçe hareket edemiyor, geçiş sağlayamıyorlardı.

FC Liege, bahsedilen bu bonservis bedelini 400.000 Euro olarak belirlemişti. Kulüp, bu yüksek miktarın FIFA, UEFA ve Belçika Futbol Federasyonu’nun uygulama ve yönetmeliklerine göre hukuki olduğunu ileri sürmüştü. Böyle bir bonservis bedeli karşısında kimse Bosman ile anlaşma yoluna gidememişti. Bu şekilde, FC Liege, Bosman’ı kendilerine muhtaç etme ve çok düşük miktarı barındıran sözleşmeyi imzalamasını sağlamayı amaçlamıştı. Ancak Bosman Fransız takımı olan Dunkerque ile anlaşmış ve Dunkerque, Bosman’ı kiralama yolu ile kadrosuna katmaya karar vermişti.

Transfer anlaşması Dunkerque ile 30 Temmuz’da yapılmış ve Dunkerque’in Bosman’ı kendi takımında oynatabilmesi için 3 Ağustos’a kadar gerekli evrakları kendi federasyonuna bildirmesi ve teslim etmesi gerekmekteydi. Dunkerque üzerine düşen görevleri yapmasına karşın, FC Liege, Dunkerque’in maddi sıkıntı içinde olduğunu öğrenip gerekli işlemleri tamamlamamıştı. Bu da Bosman transferinin gerçekleşememesine sebep olmuştu. Bunun üzerine Bosman FC Liege ile anlaşma yapma yoluna gitmemiş ve dolayısıyla hiçbir yerden gelir sağlayamamış, işsizlik sigortasını da elde edememişti. Aynı zamanda yönetmelikler gereği hiçbir kulüpte de oynayamayınca maddi açıdan büyük sıkıntıya düşmüştü.  Bunun üzerine Jean Marc Bosman, bu durumun ortadan kaldırılması ve zararlarının giderilmesi için 8 Ağustos 1990’da Liege Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak FC Liege’e karşı dava açmıştır.

Bosman, yapmış olduğu bu başvuruda zararlarının tazmininin yanı sıra Avupa Birliği’nin temel ilkelerinden biri olan serbest dolaşım ilkesini düzenleyen Roma Anlaşması maddelerinin bu olaya yorumu hakkında Avrupa Birliği Adalet Divanı’na bir ön karar başvurusu yapılmasını talep etmiştir. Bosman Avrupa Birliği vatandaşı hakkına sahipti ve bu davada AB ülkeleri içinde iş bulmak isterse harekete özgürlük verilmesi hakkı gereğince rahatlıkla iş bulması gerektiğini  savunuyordu. Bu ilke aynı zamanda Roma Anlaşması’nın 2. Maddesi kapsamında yer alan 48.maddesini oluşturmaktaydı.  Transfer sistemi dolayısı ile özgürce hareket edemediğini  ancak kontratı biten oyuncuların herhangi bir transfer bedeline gerek olmaksızın istediği kulüpte işe başlayabilmesi gerektiğini dile getirmişti.

Önce Bosman ve Liege arasında başlayan davaya daha sonra Belçika Futbol Federasyonu kendi isteğiyle müdahil olmuş, Bosman’ın talebi ile davaya UEFA eklenmiş; Liege’in istemi ile Dunkerque ve sonrasında Fransa Futbolcu Sendikası müdahil olmuştur. Bosman, Avrupa Birliği Adalet Divanı’na yaptığı ön karar talebi dışında Liege, URBSFA ve UEFA’dan zararlarının tazmini için 11 milyon 368 bin 350 Belçika Frangı ile kariyerinin başından itibaren transfer kurallarının uygulanması sonucu kazanç kaybına uğradığı için 11 milyon 743 bin Belçika Frangı tazminat talep etmiştir.

Belçikalı Bosman’ın açmış olduğu uluslararası transfer sisteminin hukukiliğini-yasallığını sorgulayan bu dava Adalet Divanı tarafından kabul edilmiş hatta 5 yıllık bir hukuki mücadele neticesinde Bosman’ın lehine sonuçlanmıştı. Bu dava sürecinde, davalılar Divan’a yaptıkları itirazlarda futbolun ve sporun doğası gereği ekonomik bir faaliyet sayılamayacağını, futbolun amacının para kazanmak olmayıp tamamen sportif bir rekabet içeren özel organizasyonlar olduğunu, dolayısıyla futbolcuların işçi kabul edilemeyeceğini  ve bu sebeple de işçilerin haklarının futbolcular için savunulamayacağını ileri sürmüşlerdir. Adalet Divanı ise bu itirazlar karşısında verdiği karar ile futbolcuların bu işten gelir elde ettiğini ve kulüpler ile futbolcular arasında bir istihdam ilişkisinin kurulduğunu dolayısıyla da futbolun aslında bir ekonomik faaliyet olduğunu belirtmiştir. Davalılar ise Roma Antlaşması’nın 48.maddesinin uygulansa bile daha esnetilerek uygulanması gerektiği, zira futbolun ekonomik yönleri ile sportif yönlerini ayırmanın çok da kolay olmadığı savunmasında bulunmuşlardır. Davada görüşlerini belirten Almanya Hükümeti  de futbol gibi bir sporun birçok bakımdan ekonomik faaliyet olmadığını beyan etmiştir. Ancak Adalet Divanı yine de futbolcularla yapılan sözleşmenin bir hizmet akdi olduğu kararını vermiştir. UEFA ise bu uyuşmazlığın tamamıyla Belçika’nın iç meselesi olduğu savunmasında bulunmuştur.

Sonuç olarak oyuncu transferi ve yabancı oyuncular ile ilgili kuralların AB hukuku ile uyumlu bir şekilde futbol otoriteleri tarafından derhal değiştirilmesi gerektiğine karar verildi. 21 Aralık 1995 tarihinde sonuçlanan bu dava Bosman lehine sonuçlanmıştı  ve Bosman Kanunları olarak yeni kanunlar getirilmişti. Bunlara göre:

1) Öncelikle futbolun bir ekonomik sektör olarak kabul edilmesi gerektiğini; futbol dahil tüm profesyonel spor dallarının birer ekonomik alan ve aktivite olarak görülmesi gerektiğini,

2) Avrupa Birliği vatandaşı futbolcuların kontratlarının bitiminin ardından bonservis gibi kısıtlamalarla transferlerinin engellenmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını,

3) AB vatandaşı futbolcuların milliyetlerine dayalı herhangi bir kısıtlamanın (en fazla 3 yabancı oyuncu oynatma kuralı) milli takımlar dışında yapılmasının yasadışı olduğunu,

4) Bu konuda kulüpler tarafından yapılacak rekabeti engelleyici centilmenlik anlaşmalarının Avrupa Komisyonu tarafından en ağır şekilde cezalandırılacağını,

5) Bu kararların bundan sonraki gelişmelere de kaynak olacağını

gerekçeli kararında hükme bağlamıştır.

Bu kararla özellikle futbolculara verilen “serbest dolaşım hakkı” devrim niteliğinde gelişmelere yol açmış oldu. Dolayısıyla Bosman’ın bu davası Avrupa’da liberal futbol devriminin de başlamasına neden olmuştur. Çünkü davanın suçlamaları Avrupa’nın bir ucundan diğer bir ucuna kadar olan kesimi kapsıyordu. Kulüpler artık eskisine nazaran daha uzun vadeli sözleşmeler yapmak zorunda kaldılar. Çünkü serbest transferde oyuncu kaybetme riskleri vardı. Kontratı biten oyuncu, alıcı kulübün transfer ücreti ödeyemeyeceğini gerekçe göstererek fiyatı artırabilme veya başka bir takım ile daha iyi şartlarda anlaşma imkanına kavuşmuş oldu. Futbolcular sözleşme süresi sonunda ücretleri konusunda eski veya yeni işverenleri ile serbestçe pazarlık yapabilme olanağı sağlandı. Dolayısıyla karar Avrupa Birliği’ne bağlı olan tüm futbol yönetimlerini kapsamaktaydı ve dolaylı yoldan tüm UEFA müsabakalarını da etkilemişti.

Bosman açmış olduğu bu davadan gelen tazminat ile ancak dava masraflarını yatırabilmişti. Ancak başta Avrupa futbolu olmak üzere dünya futbolu üzerinde yarattığı etki futbol var oldukça konuşulacaktı. Bu 5 yıl sona erdiğinde 31 yaşına gelmişti ve bundan sonra bir daha futbola hiç geri dönemedi. Depresyona giren, alkolik olan Bosman bu karardan sonra vermiş olduğu bir röportajda,  “Tarihte yerimi almak için çok savaş verdim. Hayatta yaptığım şeylerin sonuçsuz kaldığını görmek istemiyordum. Futbolcuların çok para kazanmasını kıskanmıyorum, aksine bundan mutluluk duyuyorum. Kariyerimi Avrupalı futbolcuların köle gibi kullanılmasını önlemek için feda ettim” demiştir.

KAYNAKÇA:

http://sites.khas.edu.tr/tez/HuseyinAlpayKose_izinli.pdf

https://www.theguardian.com/football/2015/dec/12/jean-marc-bosman-players-rights-20-years

http://arsiv.ntv.com.tr/news/280928.asp

https://www.futbolkaravani.com/index.php/2016/01/05/dunya-futbolunu-degistiren-kural-bosman-kanunlari/

http://blog.milliyet.com.tr/bosman-ve-balog-kararlari/Blog/?BlogNo=38180

http://www.nkfu.com/bosman-davasi-nedir-hakkinda-bilgi/

http://www.bilgiustam.com/bosman-kurallari-nedir/

http://nedenolmaz.com/jean-marc-bosmandan-sonra-futbol-neden-asla-eskisi-gibi-olmadi

 

Paylaş
Ali Haydar Avcı Hakkında 4 Yazı
İstanbul Bilgi Üniversitesi son sınıf hukuk öğrencisi.

İlk yorum yapan siz olun.

Bir Cevap Yazın