”O Köy Bizim Köy’ümüz mü?” Mahmut Makal’ın Çarpıcı Eseri: Bizim Köy

Bu yazıda, Türk köylüsünü yoksul gösterdiği iddiasıyla, dönemin valileri tarafından akla hayale sığmayan suçlamalar üzerine hakkında düzenlenen kovuşturmalarla baskı altında tutulan, çalıştığı köye müfettişler gönderilen, bürokrasinin kıskacında kalmış Mahmut Makal’ın Bizim Köy (Bir Köy Öğretmeninin Notları) adlı eseri üzerinde durmak istiyorum.

Bizim Köy, bürokrasiye karşı -o zamana dek kimsenin göze alamadığı- toplumsal bir çıkış(ma) olduğundan, her kesimde şaşkınlık yaratmıştır. Yazarın 17-18 yaşında bir köy öğretmeni (Köy Enstitülerinde bir çok klasiği henüz o yaşlarda okuma şansına sahip olmuştur, kitabın oluşumunda bu durumun da katkısı yadsınamaz.) olarak bu eseri kaleme alması ve ”köyden roman ya da romancı çıkmaz” mitinin artık tarihe gömülmüş olması da bu şaşkınlığı bir hayli körüklemiştir.

Yaşar Nabi Nayır, kitaba yazdığı önsözünde;

‘Bir Orta Anadolu köyünün acı gerçeği bana öyle geliyor ki, bütün çıplağı ile ilk kez bu kitapta dile getiriliyor. Bu kitap doğrudan doğruya köyde doğmuş, köyde yaşayan bir köy çocuğunun tanıklığıdır”

ve

”kitaptaki gözlemler kuşkusuz sadece bir tutanak değil, üslubundan ve iğneleyici söyleminden de anlaşılacağı üzere köylüyü bu durumda bırakanları suçlamadır.”

şeklindeki ifadeleri ile kitabın bir parça toplumsal gerçekçilik ve baştan aşağı realizm ve satirizm ile dolu olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor.

Tahsin Yücel ise, ”Bizim Köy benim için 1950’de başyapıttı, 1995’te de bir başyapıttır. Ferit Edgü’nün Kimse’siyle, Mahmut Makal’ın Bizim Köy’ü kırsal yaşama dair en ilginç iki eserdir.” diyerek Bizim Köy’ü yazın alanımızın doruklarına çıkarmıştır.

Bizim Köy’ün önemli bir özelliği de kitabın üslubunda ve içeriğinde, Karabibik ve Yaban eserlerinde karşımıza çıkan ”Köye ve köylüye dışarıdan bakan aydın havası” yoktur. Her ne kadar yazar, içeriden birisi olarak eseri kaleme alsa da köylüden (komşularından)  de olumsuz tepki almıştır, ki bu durumu Adnan Binyazar, ”kol kırılır yen içinde kalır” şeklinde yorumlamış, köylünün kendi sırlarının ifşa edildiği hissiyatına kapıldığını belirtmiştir.

Kitap içerisinde fakirlik – yoksunluk ayrıntılı bir şekilde işlenmiş. Söz gelimi, tezeğini yakan köylüye, ”Gübreyi yakmak deliliktir, tarlaya dök derler” ancak yakacak tezek dahi kısıtlıdır. Şehir hayatında çok kolay bir şekilde temin edilen kibrit, köylerde ve kırsal kesimlerde elmas gibi kıymetlidir, çok zor zamanlar için saklanır. Güzel manzarası ve eşsiz doğası ön plana çıkarılan köylerin içerisinde yaşayan insanların ihtiyaçlarından bahsedilmez. Kibrit ve yakacak eksikliği dışında, beslenme zorluğu, toprak sorunu, ticaret ve para kazanma bilgisinin eksikliğinden bahsedilirken birebir köy yaşamından kareler okuyucuya sunulur.

Dolayısıyla köy yaşamından bu çarpıcı sahneleri bizzat okumanız ve resimlerle kafanızda canlandırmanız için Yaşar Kemal‘in, Fakir Baykurt‘un ve daha nice önemli yazarımızın övgüyle bahsettiği Bizim Köy‘ü temin edip okumanızı öneririm.

Not 1: Yazı Kovanı’nda, bu yazının haricinde köy yaşamını içeren iki adet eleştirel yazı kaleme alındı;

  1. Türk Edebiyatında Sansür / Yılanların Öcü
  2. Türk Edebiyatında Sansür / Hakkari’de Bir Mevsim

Not 2: Ara Güler’in fotoğrafları görmeye değer.

Not 3: Kitap 1966 yılında Unesco’nun Dünya Kültürüne Hizmet Ödülü’nü almıştır.

Paylaş
Meçhul Muharrir Hakkında 17 Yazı
Edebiyata düşkün... Fantazya-Bilimkurgu ve Distopya Meraklısı... İyi Bir Okuyucu...

İlk yorum yapan siz olun.

Bir Cevap Yazın